Kaçmak mı, Yüzleşmek mi?
- Uzman Klinik Psikolog Melika Zarei

- 3 gün önce
- 1 dakikada okunur
Son zamanlarda artan şiddet, öfke ve umutsuzluk bize aynı soruyu düşündürüyor:
İnsan neden bu noktaya gelir?
Çoğu zaman gördüğümüz şey sadece sonuçtur.
Arkasında ise bastırılmış duygular, ifade edilemeyen acılar ve yüzleşilmemiş gerçekler vardır.
İnsan, hissettiğiyle temas kuramadığında
onu dönüştürmek yerine ondan kaçtığında,
duygu davranışa dönüşür.
Ama burada önemli bir nokta var:
İnsanların sürekli dış dünyayı suçlamaktan vazgeçmesi gerekir.
Her şey “başkaları yüzünden” değildir.
Her hikâyede, her ilişkide, her kırılmada
kişinin de bir payı vardır.
Kendi hatasını görmek,
sorumluluğunu almak,
“Evet, burada benim de katkım var” diyebilmek
psikolojik olgunluğun en önemli göstergelerinden biridir.
Çünkü sürekli başkalarını suçlamak,
kişiyi değişimden uzaklaştırır.
Ama kendi payını kabul etmek,
insana dönüşme gücü verir.
Psikoterapi de tam olarak burada başlar:
Suçlamak yerine anlamak,
kaçmak yerine yüzleşmek,
inkâr etmek yerine sorumluluk almak.
Gerçek güç, kusursuz olmakta değil;
kendi kusurunu görebilmekte saklıdır.
Çünkü insan, başkalarını suçlayarak değil,
kendi sorumluluğunu alarak iyileşir.
