Motivasyonu Olmayan İnsan Tembel Değildir!
- Uzman Klinik Psikolog Melika Zarei

- 7 May
- 1 dakikada okunur
Motivasyon, yalnızca büyük hedeflere ulaşmak için gereken bir itki değildir. İçimizde “neden” sorusuna verdiğimiz cevap güçlü olduğunda, “nasıl” sorusunun yanıtını bulmak çok daha kolaylaşır. Nietzsche’nin dediği gibi: “Yaşamak için bir nedeni olan, hemen her nasılına dayanabilir.”
Toplumda en sık yapılan hatalardan biri, motivasyonu düşük insanları “tembel” ya da “isteksiz” olarak etiketlemektir. Oysa motivasyon eksikliği bir karakter zayıflığı değil; çoğu zaman bir iç sesin susmasıdır. Bu sessizliğin ardında yorgunluk, hayal kırıklıkları, geçmiş travmalar ya da uzun süre görülmemiş olmanın acısı yatabilir. Anlam kaybolduğunda, en basit görevler bile dağ gibi görünür.
İçsel motivasyonun üç temel besin kaynağı vardır: anlam — neden yaptığımızı bilmek; bağ — kendimizle ve sevdiklerimizle kurduğumuz duygusal köprü; ve umut — yarına dair sessiz bir inanç. Bu üçünden biri eksik olduğunda, içerideki motor yavaş yavaş susar.
Motivasyonu düşük birine “kendine gel” demek çoğu zaman yükü ağırlaştırır. Onun gerçekten ihtiyaç duyduğu şey, yargılanmadan dinlenilmektir. Çünkü motivasyon baskıyla değil, güvenli bir alanda yeniden filizlenir.
Ve unutmayalım: Hareket çoğu zaman motivasyonu doğurur, tam tersi değil. İlham gelmesini beklemek yerine küçücük bir adım atmak, içerideki ışığı yeniden yakmaya yetebilir. Çünkü motivasyon bir hediye değil; kendimizle kurduğumuz en derin ilişkilerden biridir.
